Uzman Makalesi4 Eylül 2026•3 dakika okuma
Kış Depresyonu
S
Doç. Dr. Yudum SöylemezTinus Uzmanı
Kışa girerken kendinizdeki bazı belirtiler kış depresyonuyla ilgili olabilir.
Kış depresyonu ya da mevsimsel duygudurum bozukluğu, kış aylarında yaşanan, daha fazla 18-30 yaş arası kadınlarda görülen, yorgunluk, isteksizlik, uyku ve yemek yemede artış gibi semptomlarla ortaya çıkan bir durumdur. Bu durumun en önemli sebebi mutluluk hormonu serotoninin salgılanmasına yardımcı olan güneş ışığını çok daha az almaktır. Ancak bunun yanısıra kış aylarıyla birlikte sorumlulukların artması, iç mekanlarda daha fazla zaman geçirmek, sosyal hayatın da buna bağlı olarak kısıtlanmasıyla da ilgisi vardır.
Teknoloji ve sosyal medyanın da etkisiyle yeni yüzyılda bireylerin yaşam hızı gözle görünür biçimde artış gösterdi. Sadece çocuklar değil yetişkinlerin de sıkılmaya tahammülü azaldı. Bir sonraki tarihe, gerçekleşecek etkinliğe, yılbaşına, yaz tatiline, sosyal medyada paylaşacağımız fotoğrafa odaklı yaşıyoruz. Aradaki günler, saatler, sabredilmesi gereken zaman aralıklarına dönüştü. Hem evde hem iş yerinde çalışanlar için bir madde eksilince yerine yenisi konan listeler, halledilmesi gereken işler ile hep gelecek odaklı bir yaşam yaşanıyor.
Oysa ruh sağlığı için aklımızda geçmiş, şimdi ve geleceğin dengeli bir dağılımı olması çok önemli. Bir yandan kim olduğumuzu, sevdiklerimizi, değerlerimizi anlamak ve yaralarımızı fark edebilmek için geçmişe bakabilmeliyiz. Bir yandan da plan yapmak, hayal kurmak, hedef koymak için geleceği düşünmek elzem. Ancak geçmişe fazla odaklandığımızda değiştirmemiz mümkün olmayan olumsuz yaşantılar merkeze oturuyor, suçluluk duygusu ya da pişmanlıklar güçleniyor, bazen de eski günleri geri getirmek isteğiyle nostaljik bir ruh haline bürünüyoruz, depresif hissediyoruz. Geleceğe fazla odaklandığımız zaman ise bilinmezlik devreye girdiği için kaygı seviyemiz yükseliyor, hep koşturma halinde aslında neresi olduğunu bilmediğimiz bir noktaya ulaşmaya çabalıyoruz. Yaşanan anın keyfinin sürülmesi, birliktelikleri doyasıya yaşamak, gerçekten eğlenmek için eğlenmek, oyun oynamak, kahkahalarla gülmek, hıçkırarak ağlamak, paylaşmak ise şimdi ve burada olabilmemizi gerektiriyor. Hayatı sadeleştirmek ve küçük keyifleri merkeze almak hayattan alınan doyumu artırıyor.
Kış depresyonunu önlemek ve iyileştirmek için açık havada daha fazla vakit geçirecek aktiviteler yaparak güneş ışığından olabildiğince faydalanmak ya da fiziksel egzersiz yapmanın yanı sıra sevdiklerinizle bir arada olmanın da antidepresan etkileri vardır. Ayrıca, kışı keyifli hale getirecek rutinler yaratabilirsiniz. Kestane pişirmek, kutu oyunları oynamak, örgü örmek, mum yakmak, belki de çocukluğunuzda hoşunuza giden bir aile geleneğini tekrarlamak. Farkındalık egzersizleri (nefese, bedene, bir objeye odaklanmak gibi) de olumsuz düşünce ve kaygı yönetiminde kullanılabilir.
Bir yandan da, yaşadığımız sıkıntıların bize ihtiyaçlarımız hakkında mesaj verdiklerini unutmayalım. Depresif hissettiğinizde bunu hemen yok etmeye çalışmadan bu duygunuza yakından bakmaya çalışın. Düşünceleriniz, duygularınız ve bedeniniz bu ruh halinden nasıl etkileniyor? Nasıl tepkiler veriyor? Bu ruh hali çevrenizdekileri nasıl etkiliyor? Gerçekten kendinizden ve yakınlarınızdan neye ihtiyacınız var? Özlemleriniz ne? Bu diyaloğu kendinizle ya da güvendiğiniz bir kişiyle kurabilirsiniz. Yazmak da işe yarar bir kendine bakma yoludur. Ancak mutsuzluğunuzun ve isteksizliğinizin çok arttığını, uykunuzun ve beslenmenizin de etkilendiğini düşünüyorsanız, çevrenizdekiler sizdeki değişimi fark ediyorsa, bir uzmandan destek almanız gerekir.
